www.deizm.org'un gelişmesi için bir şeyler yapmak istemez misin?

İletişim: deizmturkiye@gmail.com
#SomayıUnutma
Sorumluların ceza almaları için, böyle bir katliamın bir daha yaşanmaması için #SomayıUnutma.

    Deistler müslümandır Ama farkında değillerdir

    Paylaş

    değilist
    Yeni Üye
    Yeni Üye

    Erkek Mesaj Sayısı : 5
    Yaş : 38
    Katkı Puanı : 15
    Reputation : 0
    Kayıt tarihi : 10/04/15

    Deistler müslümandır Ama farkında değillerdir

    Mesaj tarafından değilist Bir Cuma Nis. 10, 2015 8:08 pm

    Merhaba arkadaşlar
    Görüşlerimi yazmadan önce son yazdığım şeyin dikkatli okunmasını rica ederek deizm,Kuran,din ve tanrı hakkında görüşlerimi sizinle paylaşmak isterim.
    Sitenizde yazılan makaleleri ve gelen soruları dikkatle okudum.Kafalarda anlam verilemeyen soruların olması çok güzeldir.Çünkü ‘eğer bir tanrı varsa nasıl bir tanrı olmalı?’ sorularını arıyor insanlar, sizde buna cevap vermeye çalışıyorsunuz deizm ışığı altında.Fakat benim burada görmüş olduğum şey sizin de size yazan okuyucuların da hala Kuran’ı yanlış anlatan yada yorumlayan insanların etkisinde kalmanızdır.Diğer bir yan ise Kuran’ı okudum ve onun bir tanrı tarafından gönderilemeyeceği düşüncesine hakim olmanızdır.Bu çok doğaldır çünkü Kuran’ı hakkını vererek okumayıp size anlatılan şeylerin doğru olduğunu kabul ederek Kuran’ı anlamlandırmaya çalışıyorsunuz.Lütfen beni büyüklük yapmış biri olarak yada sizi müslüman yapmaya çalışmaya çalışan biri olarak ta algılamayın.Çünkü siz farkında olmasanız da aslında müslümansınız.
    Hayır ne alakası var ben kitapları,peygamberleri, melekleri vs. kabul etmiyorum ki nasıl müslüman olabilirim dediğinizi duyar gibiyim.
    Kuran’da ki çoğu kavramlar bilinmiyor yada yanlış anlaşılıyor.
    Bildiğinizi iddia ettiğiniz neredeyse ne varsa aslında Kuran’da yok.
    Yazım sanırım biraz uzunca olacak ama kibir göstermeyip yayınlarsanız kafası karışmış olan insanlar için aydınlatıcı olacağını düşünüyorum.
    Kafanızda deli sorular olduğunu biliyorum.
    Kuran nasıl Tanrı’nın kitabı olurda melekler denilen varlıklar olabilir?
    Melekler Tanrı’nın köleleri midir? (Yada onlar metafizik yaratıklardır neden inanayım)
    Tanrı neden açlıktan insanların ölmesine izin verir?
    Çocuklar ve masum insanlar neden ölüyor ?
    Ölümden sonra hayat var mı?
    Reenkarnasyon denilen bir şey var mı? vs
    Şeklinde daha bir sürü sorular sorabiliriz ve sormamızda gerekir eğer bunların mantıki bir yanıtı yoksa bırakın deist olmayı müslüman bile olmaya gerek yoktur çünkü adaleti olmayan bir tanrı, olsa ne olur olmasa ne olur?
    İlk önce size Kuran ile ilgili anlatılan şaçma ve tutarsız şeyleri kafanızdan silmenizi birde bu gözden bakmanızı rica edeceğim.
    Büyük çoğunluğumuz anne ve babası kendisine müslüman diyen bir ailede ve toplumda yaşıyoruz. Bu sözü bilerek kullanıyorum. Toplumun bilerek müslüman olmadığını sadece ailesi ve toplum öyle dedi diye kendini doğuştan müslüman oldukları sandıkları için bu cümleleri kullandım.

    Kuran’da doğuştan Müslümanlık diye bir şey yoktur.Kuran kendisine anlatılan dini ve kuralları körü körüne kabul edenler için ‘onlar atalarının üzerinde bulunduğu duruma inanırlar’ der.Ve bu durumdaki insanları Kuran, akılsız olmakla suçlar.

    Bununla ilgili ayetler onlarcadır.Sadece bir kaçını yazacağım.

    Lokman / 21
    Böylelerine, Allah'ın indirdiğine uyun dendiğinde şu cevabı verirler: "Hayır, biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye uyarız."



    Mâide / 104
    Onlara, Allah'ın indirdiğine ve resule gelin dendiğinde şöyle derler: "Atalarımızı üzerinde bulduğumuz şey bize yeter." Peki, ataları hiçbir şey bilmiyor, doğru yolu bulamıyor idiyseler de mi?
    A’râf / 28
    Bir iğrençlik yaptıklarında şöyle derler: "Atalarımızı bu hal üzere bulmuştuk. Yani Allah emretti bize bunu." De ki: "Allah, edepsizliği/iğrençliği emretmez. Allah hakkında, bilmediğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?"

    Bu ayetler İslam gelmeden önceki toplumların akılsızlık edip islama girmedikleri için değil bir şeyi körü körüne kabul eden herkes içindir.

    Deist olanların yaptıkları güzel iş işte buradadır. SORGULAMAK!

    Sorgulamayan yada bir arayış içinde olmayan insan tanrıyı bulamaz.Körü körüne inanan da yada kelime-i şahadet getiren herkese de müslüman denemez.Sapık,hırsız,dolandırıcı,katil yada zalim bir insanın bırakın Müslüman olması kendisine insan bile denilebilir mi şüpheliyim.
    Müslüman; bir tanrıya inanıp ona ulaşmak için yol arayan ve bu yolda hayır ve barış içinde işler yaparak Allah’a teslim olan kimseye denir.Yani Müslümanlık bir süreç meselesidir. Aksi taktirde Allah kitabı sadece kendine müslümanım diyenlere göndermiş olur.Bu da tanrı kavramıyla özdeşleşmez . Tanrım birdir diyip dosdoğruca yaşan herkese Müslüman diyebiliriz. Bunun için kitaba,peygambere yahut meleklere inanma zorunluluğu yoktur.

    Ahkaf-13
    "Rabbimiz Allah'tır" deyip, sonra da dosdoğru yol alanlar var ya, onlar için hiçbir korku yoktur; onlar tasalanmayacaklardır da...

    Hangi toplum içinde yaşarlarsa yaşasınlar insanlar tanrıya, ister Allah ,ister büyük yaratıcı, ister başka bir şey derse desin, onun tekliğine inanıp ona ulaşmaya çalışırlarsa otomatik olarak müslümandırlar.İşte bu yüzden size siz aslında deist değil Müslümanlarsınız diyorum.
    ‘Peki o zaman kitaba ne gerek vardı?’ diye bir soru aklınıza gelebilir.
    Allah kendini neden bir kitap vasıtasıyla anlatma ihtiyacını duyuyor mesela?
    ‘Allah isteseydim herkese hidayeti verirdim’. diyor . Yani herkes benim dilememle iyi olabilirdi ama onların ne yapacaklarını görmek için özgür irade verdim diyor.
    Bu da mantıklı olanıdır yani birer robot değiliz.Kendi isteğimizle iyi yada kötü oluyoruz. Peki Kutsal kitaplar nasıl devreye giriyor?
    Tanrı herkes için vardır 1.5 milyarlık İslam dünyası için değil geri kalan 5.5 milyar insanında tanrısıdır.Bizim çoğunluğu Müslüman olan bir ülkede doğup Kuran’a ulaşma imkanımız varken (çoğunluğumuz okumuyor orası da aşikar  ) diğer 5.5 milyarın bundan uzakta olması haliyle bizi şanslı onları şanssız yapmaz. O zaman Allah bir zümre yada grubu kayırmış olur buda Tanrılık ilkeleriyle aykırıdır.
    Bu toplumlar içinde tek bir tanrının olması gerekliliğine inanan insanlar, ben bir tanrıya inanıyorum başka toplumlardan da tek tanrıya inanan milyarlar var peki bunların anlattıklarından hangisi benim olmasını düşündüğüm tanrıya uyuyor diye kitapları incelemeye başlarlar.Eğer kafalarına incil yatarsa hristiyan, Kuran yatarsa Müslüman yada başka dinlerden olurlar yada bunların hiç biri olmayıp deist kalmayı tercih ederler.
    İnsan doğru yolu Kuran olmadan da bulabilir fakat bu yolu bulması insanın zamanını alacaktır.İşte Kuran bu yolu kısaltır.O yüzden Kuran kendini bir öğüt, bir hatırlatıcı olarak tarif eder.Yoksa Kuran bir kurallar kitabı değildir.Biz bu kitabı Erdemli bir insan olmak için okumuyoruz.İnsan zaten erdemli,ahlaklı olmalıdır.
    İnsanların ibadet deyince algıladıkları tek şey, şekli olan ibadetlerdir. Bunlarda da kimse için bir zorlama yoktur.Şeriat devleti safsatalarıyla,sanki bunlar insanlar için zorunludur diye insanlara anlatılıyor.İbadetin diğer anlamı ise hayır ve barış için iş yapmaktır.Allah ben sizi ibadet için yarattım derken bunu kastetmektedir.
    Şekli ibadetlerini yapmayanlar için Kuran bir ceza öngörmezken namazını riya,sahtekarlık ve aldatma aracı yapanlar için gösteriş meraklıları, riyakarlar olarak söz eder.
    Ben şekli ibadetlerin yapılıp yapılmamasından bahsetmiyorum.Aklınıza uygun olan şekli ibadet diye tabir edilen ibadetleri de yapın.
    Ben, beni yaratan için namazımı kılarım ama kendine Müslüman diyenlerin yaptıkları gibi değil.Allah’a karşı yapılacak en büyük şekli ibadet benim fikrime göre alnını secdeye getirmek ve O’na el açarak dua etmektir.Çünkü bunlar sadece Allah için yapılabilir.Başkasına el açan yada başkasına secdeye kapanan insan en hafif tabiriyle aşağılıktır.Ama Allah a el açmak ve onun için secdeye kapanmak insan için Allah’ın büyüklüğünü kabul etmek ve ona teslim olmak anlamına gelir.
    Ayrıca namaz kılmak adı altında insanlara zorla namaz sureleri denilen sureleri söylemeleri gerektiğini ve bunlarında belli bir sırayla okunması gerektiğini söylerler.Allah’a ne söyleyeceğime kim karar verebilir?Allah bunun böyle olmasını istemiş olabilir mi?Allah’a yine O’nun gönderdiği sure ve ayetleri geri okumanın Allah’a yada bana ne faydası varki ben namaz sureleri adını verdikleri sureleri okuyacağım?
    Dediğim gibi İslamı anlamayan insanların söylediklerinden kurtulduğumuz zaman dini biraz daha iyi anlıyoruz.Aynı sizin yaptığınız gibi!
    İnsanlar, İslamda şartlar var denilerek kandırılmışlardır.Hac zengin için bir görevse demekki tüm insanlığa hitap etmiyor.Bu nasıl olabilir?Yada orucu herkes zorunlu olarak tutacak?Bu nasıl bir anlayıştır?Kuran’ı hakkıyla okumaya çalışan kimseler bilir ki bu söyleneler hep safsatadır.Elbeteki kuran oruç tutun der.Bunu da nefsinize hakim olmayı öğrenelim ve aç olan insanların halini anlayalım diye yapmamızı ister.Bu bile bir zorunluluk değildir.Bakara 184 şöyle der:
    Sayılı günlerdir. Sizden kim hasta olur veya yolculuk halinde bulunursa tutamadığı gün sayısınca başka günlerde tutar. Oruca zorlukla dayananlar üzerine düşen, fidye olarak bir yoksulu doyurmaktır. Kim bir mecburiyeti olmaksızın içinden gelerek iyilik yaparsa bu onun için daha hayırlı olur. Ve oruç tutmanız, eğer bilirseniz, sizin için daha hayırlıdır.

    Birde imanın şartları olarak inanmamızın zorunlu olduğu başka şartlardan bahsedilir.Bunlarda doğru değildir.Halktan, kitabı okumayalar tarafından iman, inanmak olarak algılanmıştır.Ne yazık ki çoğu ilahiyatçı da bunu böyle algılamışlardır.Halbuki iman ile inanmak birbirinden farklıdır.İman güven kökünden gelir.Allah’a iman eden kişiye mümin denir.Allah’a iman eden kişi, O’na inanır anlamlandıramadığı şeylerde ise ona güvenir ve Allah’ın bunları demesinde benim şu anda anlayamadığım bir şey var diye düşünür.Allah’a iman ona güvenmek ve ona dayanmaktır.İman sahibi kişi ise güvenilir olan kişidir.Yoksa namazını kılan ,orucunu tutan yada ben müslümanım diyen kişi iman sahibidir diyemeyiz.İman apayrı bir kavramdır.
    Bunu daha iyi anlamamız için şu ayeti örnek gösterebiliriz.
    Hücurat-14
    Bedeviler: "İman ettik." dediler. De ki: "Siz iman etmediniz. Ancak 'Müslüman' olduk deyin. İman sizin kalplerinize girmemiştir..…

    Bu Yaşar Nuri Öztürk çevirisidir.Bu çevirisi bile aslında doğru bir çeviri değildir.Yaşar Nuri çevirisinden anlıyoruz ki iman ettik demekle müslüman olunmuyor.Evet bu doğrudur ama ‘müslümanlığı kabul ettim’ diyen bir insanda bunu söylemekle hemen müslüman olmaz.Yukarı da belirttiğim gibi müslüman olmak bir süreç işidir. Sadece inanmış olmakta insanı Müslüman yapmaz. Müslümanlar Allah’a ulaşmak için yol arayan kimseler olmalıdır.
    Peki bu ayet yanlış çevrildiyse bunun doğrusu ne olmalıdır ?diye kendimize sormalıyız.Doğrusu ise ‘siz iman etmediniz ama islamiyete bir giriş yaptınız’ olmalı. Çünkü mantık bunu gerektiriyor.Diğer bütün mealleri incelediğinizde göreceksiniz ki benim düşündüğüm anlamı sadece bir kişi vermiş oda Ahmet Tekin diye bir İlahiyatçı.

    Burada size anlatmak istediğim başka bir şeyde üzerinde düşünüp anlamlandıramadığınız bir ayeti yada bir konuyu ayetleri karşılaştırarak onu bulabileceğinizdir.Yani tek bir kişinin çevirdiği Kuran’ı okudum ve bana saçma geldi diye bir savunma yapılmasını kabul edemiyorum.Kuran’ı anlamaya çalışırken tek bir çeviriden asla yararlanılmaz.Çünkü Kuran’ı çeviren insanlarda senin benim gibi insanlardır ve Kuran’ı kendi bilgi yapılarına,hayat görüşlerine,yaşadıkları çevreye,yaşadıkları toplumuna veya ailesinin özelliklerine, sahip oldukları mezhebe,yıkamadıkları bazı inançlara veya Arapça bilgilerine vs göre farklı farklı çevirmiş olabilirler.Bu gayet doğaldır çünkü her yazılan şeyi herkes aynı anlayacak diye bir kural yok.Siz kendinizi deist olarak tarif ediyorsunuz, peki her deistin tanrı kavramı aynıdır diyebilir miyiz?Elbette ki hayır!
    Ben Kuran’ı okurken bu konuda en güvendiğim insan olan Yaşar Nuri’den yararlanıyorum ama yinede onun her çeviri şeklini onaylamıyorum.Onda bulduğum bir hatayı başkası yapmamış olabiliyor.Yada hepsi birden aynı hatayı yapmış olabiliyor.Burada kendimize sormamız gereken şey hepsinin ortaklaşa birleştiği bir ayet çevirisinde yanlışlığı onlar mı yapıyor yoksa ben mi anlamlandıramıyorum o ayeti!
    Elbetteki bizimde anlamlandıramadığımız ayetler olacaktır.Buda çok doğaldır.Eğer bu kitap Allah’tan geldiyse bu kitap sadece bize değil bizden binlerce yıl sonra yaşayacak insanlara da hitap etmesi gerekir.Belki biz bilim,düşünce veya teknolojinin insanların ulaşacağı son noktalara gelmediğinden bazı ayetleri yanlış anlamlandırıyor da olabiliriz.
    Örnek verirsek ‘Dünya (devekuşu) yumurtası gibi yuvarlanmıştır’ diyen ayeti o zamanın insanları anlamlandıramamış bunu saçma bulmuşlar (aynı şu anda bizim bazı ayetleri saçma bulduğumuz gibi) ona ne anlam vereceklerini düşünmüşler ve ‘dünya yumurta folluğu gibi dünya düzdür’ demişler.  Hala bazı insanların dünyanın yuvarlak diyebileceğimiz şeklini kabul etmemelerinin sebepleri işte ayetleri böyle çeviren hocalar yüzündendir.Bu hocalara göre Kuran değişmeyeceği için bu açıklama aynen böyle kalmıştır.Fakat burada değişen kuran değil, insanların çevirisidir.Unutmayalım ki Kuran tektir ama çevirileri çoktur.Birde ‘ o zaman herkes Arapça bilseydi bu kuran daha iyi anlaşılırdı!’ gibi bir düşünce var ortada.Buda tamamen yanlıştır. Gördüğümüz gibi Kuranı hakkıyla çevirme yeterliliği ve Arapça bilgisine sahip olduklarını iddia eden ilahiyatçılar bile kuranı farklı çevirirler.Eğer sadece Arapça bilmek yeterli olsaydı bugün Arapça konuşan milletlerin ‘benden ancak bilim adamları ürperir’ diyen kuranı anlayıp bilimde ve teknolojide çok ileri olmaları gerekirdi.Hatta devenin bile su içme hakkını koruyan kuranı anlayan Arapların insan haklarında da çok ileri noktalarda olması beklenirdi.Ayrıca kuran Arapçası normal Arapçadan farklıdır. Bizim Osmanlı Türkçesini düşünürsek çoğu şiiri elimize sözlük almadan okumak imkansızdır.Nef’i’nin kasidesinden bir örnek yazarsak

    Seyr eylemesem âyînede aks-i cemâlin
    Hüsn ile seni meh gibi mümtâz sanırdım
    Ma’mûr idügin bilmez idim böyle harâbât
    Mestâneleri hâne-ber-endâz sanırdım
    Çevirisi ise aynen şöyledir
    Yüzünün aynadaki yansımsını görmesem
    Güzellikte seni ay gibi seçkin sanırdım
    Yapıcı olduğunu bilmezdim böyle harabat
    Sarhoşları seni ev yıkıcı sanırdım
    Günümüz Türkçesine çevrilmesine rağmen bu kaside gene de tamamen anlaşılır değildir.Hele çeviriye rağmen 2. dize hiç anlaşılır değildir.Bazen Kuran içinde bu tarzda yapılmış çevirilere de rastlıyoruz ve hiçbir anlam veremiyoruz.Ayrıca Kuran’ı çevirmek için sadece Kuran Arapçasını da bilmek yetmez gramerde bilmek gerekir , kelime köken bilimi olan etimolojide bilmek gerekir, felsefe de okumak gerekir.Gerekir de gerekir…. Bu yüzden ben bir kuran çevirisi okudum ve 6 aydır kuran okuyorum bana saçma geldi demek ona yeteri kadar ilgi göstermemektir.
    Bilim ve teknolojinin çok gelişmediği için yanlış anlamlandırılan ayetlerden biriside ankebut 41. Ayette geçer.Ayet şöyledir:
    Allah'ın berisinden veliler edinenlerin durumu, bir ev edinen dişi örümceğin durumuna benzer. Ve evlerin en güvensizi/en zayıfı elbette ki dişi örümceğin evidir. Keşke bilselerdi!
    Günümüzde biliyoruz ki dişi örümcekler , erkekleriyle çiftleştikten sonra her zaman olmasa bile büyük çoğunlukla onları öldürüyorlar. (bende sadece bunu karadul örümceklerinin yaptığını düşünüyordum ancak n.geografic’te izlediğim bir belgeselde gösterilen tüm dişi örümcekler erkeği ile bu durumdaydı)
    Burada üzerinde durulması gereken nokta ise bu ayetin önceden nasıl anlaşıldığı ile ilgilidir.Bu ayette, örümcek ağının elle bile parçalanacak kadar zayıf olduğu bu yüzden güvensiz olduğunu düşünmüşlerdir. Halbuki bilim bunun tam tersini söylüyor.Örümcek ağı bir çelikten kat be kat daha sağlamdır.Eğer o kadar ince olmasaydı dünyadaki en dayanıklı malzemelerden biri olacaktı.
    Eğer bilim ilerlemiş olsaydı o zamanki insanlar da bu ayeti doğru anlamlandırabileceklerdi.
    Kendine deist diyenlerin çoğunun Kitabı okumadıklarını ve hep başkalarından duydukları şeylerle kitaba inanmadıklarını görüyorum bu elbette ki çok üzücü. Fakat birde kitabı okuyupta inanmayanların durumu var.
    Gördüğünüz gibi Kuran’ı açıklarken bile ondan zorlamayla mana çıkartma anlayışına gidilebiliyor.Fakat bizimde anlamadığımız yerler olduğunda bu hemen Allah’ın kitabı değildir dememiz biraz insafsızlık olmuyor mu?Kuran’ın %90’ının doğru olduğunu görüp %10 kendimize göre yanlışlık olduğunu gördüğümüzde hemen bu Kitap Allah’tan değildir diyoruz.
    Haklısınız da çünkü bir kitap eğer Allah’tan geliyorsa onda ne bir tutarsızlı ne bir çelişki nede saçmalık olmalıdır ve %90 değil %100’ünün doğru olması gerekir.
    Kuran zaten ayetlerini ikiye ayırır bundan açık olarak anlaşılır olanlara muhkem olan ayetler der diğerlerine de bilim ve düşüncenin gelişmesiyle daha sonra anlaşılacak olan müteşabih ayetler olarak bahseder.
    Ali İmran suresinin 7. Ayeti şöyle der:
    Kitap'ı sana indiren O'dur: Onun ayetlerinden bir kısmı muhkemlerdir ki; onlar Kitap'ın anasıdır. Diğer ayetlerse müteşâbihlerdir. Şu var ki, kalplerinde bir eğrilik ve bozukluk bulunanlar, fitne aramak, onun yorumuna öncelik tanımak için Kitap'ın sadece müteşâbih kısmının ardına düşerler. Onun tevilini ise bir Allah bilir, bir de ilimde derinleşmiş olanlar. Bunlar, "Ona inandık, hepsi Rabbimizin katındandır." derler. Gönül ve akıl sahiplerinden başkası gereğince düşünemez.

    Yukarıda örneğini verdiğimiz 2 ayette (dünya ve örümcekle ilgili) daha önceleri müteşabih olan ayetlerdi fakat bilim ve teknolojinin gelişmesiyle bu ayetler müteşabih olmaktan çıktı ve muhkemler haline geldi.Bu ayette de belirtildiği gibi Kuran’ın aslında Allah’tan gelen bir kitap olmadığını söylemek için bazı insanlar onun müteşebih olan kısmı üzerinde dururlar.Müteşabih ayetleri muhkem ayetlere çevirecek olanlar olan kişiler ise bilim adamlarının bilimlerinde derinleşmiş olanlarıdır.
    Ayet gayet açık.
    Peki bu durumda deistler istemeden de olsa kitabın müteşebih kısımlarının ardına düşerek mi Kuran’ın Allah tarafından gönderilemeyeceğine inanıyorlar.Evet!Benim düşüncemde tamamen bu yönde.
    Peki o zaman kitabın özellikle insanların anlam veremediği ve bu Allah’tan olamaz dedikleri kısımlar yada düşünceler neler?İsterseniz hep birlikte aklıma gelen bu kısımlarda sizi aydınlatmaya çalışayım.
    Deistlerin üzerinde durduğu ilk konu meleklere yöneliktir.
    Melekler metafizik varlıklardır bunlara inanamam ve bunlar Allah’ın emirlerini sorgusuz sualsiz yerine getiren birer kölelerdir.Nasıl bir tanrı böyle bir varoluşa izin verir?
    Bu düşüncenin kendisi baştan yanlış hatta sakattır. Allah’ın bizzat kendisi metafiziki değil midir? Eğer metafiziki olarak melekler saçmalıksa Allah’ta saçmalıktır.Allah’ın nasıl bir varlık olduğunu bizde bilmiyoruz deistlerde bilmiyor bu konuda tamamen müteşabihtir.
    Herkesin kafasında hayal ettiği yada edemediği bir Allah kavramı vardır.Ben Allah’ın nasıl bir varlık olduğunu düşündüğümde koca bir karanlıktan başka hiçbir şey gelmiyor gözüme. Çünkü insanoğlu gördükleriyle ilgili hayal kurabilir.Allah ise bunlardan münezzehtir,hiçbir yaratılana benzemez.Dolayısıyla şekli ile ilgili de bir düşünce tasavvur edemiyorum.
    Meleklerle ilgili yanlış bilinen diğer bir konu ise onların sadece denileni yapan adeta birer robot köle oldukları yönündedir. Sadece denilenleri yapan varlıklar yok mudur elbette vardır ama bu da Allah’ın taktiridir.
    Allah, ‘insanı yeryüzüne halife olarak atayacağım’ dediğinde melekler Allah’a ‘orada kan dökücü bir varlık mı yaratacaksın oysa biz seni yüceltip duruyoruz’. diyorlar
    Allah’ın ‘ben sizin bilmediklerinizi bilirim’ demesi üzerine melekler ‘senin bize verdiğin bilgiden başkası bizde yoktur her şeyi en iyi bilen sensin’ diyerek iman ederler.(Yani Allah’ın bir bildiği olmasa bunları söylemez o her zaman doğruyu yapar diye düşünerek imanlarını gösterdiler.İmanla inanma arasındaki fark bu ayetle biraz daha anlaşılır oldu sanırım.)
    Daha sonra şeytan denilen melek ise ‘ben insandan daha hayırlıyım’ diyerek imandan yani Allah’a güvenmekten ve kendiside güvenilir bir varlık olmaktan uzaklaştı.
    Bu konuşmalardan da görüleceği üzere melekler, Allah karşısında sus pus olan emirleri direkt yerine getiren canlılar değil Allah’la konuşabilen hatta onun yanlış yaptığını söyleyebilen ardından tekrar iman eden yada şeytan gibi kendisine Allah’ın haksızlık yaptığı düşünerek kafa tutabilen varlıklardır.

    Melekler konusu da müteşabihtir.Biz sadece Kuran’da geçtiği kadarını bilebiliriz.Belkide meleklerde bizler gibi başka gezegenlerde ,başka yapılarda yaratıldılar ve onlarda Allah’a karşı imtihanlarını tamamladılar ve şu anda bizim melek diye tabir ettiğimiz varlıklar halini aldılar.Belki bizim gibi imtihanını bitirmiş uzaylılarda melekler olmuş olabilirler.Dediğim gibi bu konular müteşabih konulardır, bunların arkasında durarak Allah’ın yada kitaplarının olup olmadığı konusunda fikir öne sürülemez.Kainatı yaratan büyük yaratıcı için insan yada ateşten bilinçli bir varlık yaratmak kolay olsa gerekir.Fakat bunu bu şu andaki bilinç düzeyi ile anlayamayız.Üzerinde çokça daha konuşabilinir fakat melekler konusunda bu kadarını bile söylemek yeter sanırım.

    Başka bir iddia ise Tanrı vardır ama sadece seyreder ve işlere karışmaz.Bu hiç anlaşılacak bir iddia değildir.Böyle olması da mantıklı değildir.İnsanlardan bazıları zalimlik derecesinde diğer insanlara kötülük yapacak ama Allah onlara hiçbir ceza vermeyecek.Bu nasıl bir tanrı tanımlamasıdır? Yapılan iyiliğe karşı iyiliği kat kat veren cömert bir tanrı ve aynı şekilde yapılan kötülük kadar ceza veren bir tanrı mı daha mantıklıdır yoksa hiçbir işe karışmayan aylak bir tanrı mı?Önceden belirttiğim gibi Adalet denilen şey eğer tanrıda mevcut değilse ve yarattığını da umursamıyorsa onun tanrılığının hiçbir önemi yoktur.Olsa ne olur olmasa ne olur.O zaman deist olmanında bir manası yok eğer ki böyle düşünen deistler varsa.Bizim tanrımız olan Allah ise bağışlayıcıdır,affedicidir.Eğer dünya, sınav yeriyse ahiret diye bir şey muhakkak olmalıdır ki.Allah bizim ne yapacağımızı dünyada görmek istediği gibi , bizde onun ne yapacağını ahirette görelim.Çünkü Allah’la insan arasında ki ilişki karşılıklı güven (iman ) esasına dayanır.
    Allah sınavı geçenlerin cennetle ödüllendireceğini söyler. İnsanlar cennete girmek için iyilik yaparsa değil Allah’a ulaşmaya çalışarak iyilik yaparsa cennete girebilir.Aksi taktirde insan aradan Allah’ı çıkarmış olur istediği tek şey ise daha iyi bir yaşam olan cennettir.Allah olsa da olur olmasa da olur önemli olan kendi rahatıdır.Bu anlayış ta sakat bir anlayıştır.
    Deistlerin üzerinde durduğu başka bir konu ise cehennem konusudur.Oranın çok acımasız bir yer olduğunu her yerin ateş olduğunu,derisi yandıktan sonra tekrar derilerinin çıkıp yanacağı, orada temiz suyun olmayacağı ve pis sulardan içecekleri vs anlatılır.Bunların hepsi doğrudur. Fakat amaç burada Allah’ı zalim gibi göstermektir.
    Şimdi bana tekrar bir soru soracaksınız ne yani bunları yapan yada yaptıran zalim değil midir?
    Evet hiçbir suçu günahı olmayan insanlara bunları yapmak zalimliktir.Fakat Kurandan ayetleri seçip seçip alınca sanki Allah zalimmiş gibi görünüyor.
    İnsanların karıştırdığı,anlayamadığı yada yanlış anladığı şey cehenneme düşen herkesin yanacağı fikridir.Halbuki bu böyle değildir.
    Kurandaki ceza sisteminde esas olan şey karşılıklık (kısas) sistemidir. Yani bir insan başka bir insanı bilerek yakmadıysa ateş cezasıyla cezalandırılmaz.
    Enam 160. Ayet şöyle der:
    Kim bir güzellikle gelirse ona, getirdiğinin on katı var. Kötülükle gelene ise yaptığının kadarından fazla ceza verilmez. Onlar, haksızlığa uğratılmayacaklardır.

    Kötülük yapan ise sadece yaptığı kötülükle cezalandırılırken bir iyilik getirene onun on katı vardır diyor ayet, bu durumda insan ne kadar kötülük yapmalı ki cehenneme girebilsin. Hangi iyiliğin ne kadar sevap hangi kötülüğün ne kadar olacağını bildiğimiz bir cetvel olmadığından yola çıkarak farz edelim ki aynı durumda olan derecesi eşit olan sevap ve günahı ele alalım.Eğer ben bir iyiliğe karşılık 11 kötülük işlersem ancak günahlarım sevaplarımdan biraz da olsa fazla çıkacak.Yani cehenneme girebilmek için çok kötü insanlar olmak gerekir.

    Leyl 15. Ayeti şöyle der:
    Şiddete çok düşkün bedbahttan başkası girmez ona.

    Peki yine de zalimlik derecesinde cezalar da var.Allah bunlara nasıl izin verir? Diyebilirsiniz.
    Peki size birkaç ay önce hepinizin hatırlayacağı bir olayı yazacağım ve eğer siz tanrı olsaydınız ne ceza verirdiniz? diye soracağım. Hatırlanacağı üzere birisi, istedikleri kızı vermedikleri için ona ve ailesine nasıl acı çektiririm diye plan kurdu ve kızın 13 yaşındaki erkek kardeşini kandırarak arabasına aldı.Onu uzak bir yere götürerek önce tecavüz etti ardından iple boğmaya kalktı ve ölmeyince de arabadan çıkarıp önceden getirdiği benzinle 13 yaşındaki masum çocuğu diri diri yaktı. Kendisi yine ifadesinde çocuğun o kadar acı içinde bağırmasına dayanamayıp arabaya binip çığlıklarının susmasını beklediğini, öldüğünü anlayınca da orayı terk ettiğini anlattı.
    Gerçekten soruyorum siz tanrı olsaydınız bunu yapan adama ne ceza verirdiniz?
    Allah zalim değildir.Hak edene hak ettiği ceza verilir sadece o kadar.
    Yukarıda meleklerden bazılarının denilenleri yapmasından bahsetmiştik.İşte bu cehennem de bulunan melekler denileni yapanlardandırlar.Aksi taktirde özgür iradesi olan bizler gibi varlıklara bu görev verilseydi bu görevleri yapamazlardı ve hak eden hak ettiği cezayı alamazdı.O vakitte herkes cennete gidecekti ve sınanmanın da bir manası kalmayacaktı!
    Deistlerin yanıldığı bir başka konu ise Hz Muhammed hakkındadır.Çünkü Kuran’ı okuyan deistler kitabı hakkıyla okumadıkları için bu kitabın bir tanrı tarafından indirilmeyeceğine kanaat getirmişler ve otomatik olarak bunun sorumluluğunu Hz Muhammed’e yüklemişlerdir.Allah’tan olmayan kitabın sonuçta peygamberi de olamaz o yüzden bunu Hz Muhammed uydurmuştur demek zorundadırlar.Çünkü onlara göre bunun başka açıklaması olamaz.
    Biraz önce Tanrı olsanız ne ceza uygulardınız? diye sormuştum. Şimdi ise bir din kitabı uydurmak isteseniz nasıl bir kitap uydururdunuz? diye soruyorum.Hz Muhammed’in Kuran’ı başka kitapları okuyarak yazdığı iddiasının hiçbir temeli yok.Sadece tanrının kitabı olamaz diyerek bu suçu Hz Muhammed’in üzerine yıkmaktan başka şey değildir yapmaya çalıştıkları.Daha fazla sorgularlarsa bunun böyle olduğunu anlayacaklardır.Burada bu konuyu burada keserek duygusal bir açıklam ile elbette ki tamamlamayacağım sözlerimi ve Kuran’ı neden Hz Muhammed’in yazamayacağına dair delillerimi ortaya koyacağım.Aksi taktirde duygulara oynayarak fikrimi savunma emelinde hissederim kendimi.
    -Eğer Kuran bir insan tarafından yazılsaydı onda bir sürü tutarsızlık ve çelişki bulunacaktı. Çelişkiler var dediğinizi duyar gibiyim ama yazımın başında bu çelişkilerin bizim bazı ayetleri anlamlandıramadığımız yada Kuran’ı çevirenler tarafından yanlış çevrilebildiklerini ve bazı ayetlerinde müteşabih olduğundan bahsetmiştim.
    -Hz Muhammed bu kitabı yazmış olsaydı Allah ve Cebrail’in onu azarlandığını yazar mıydı Kuran’ın içine?
    Tevbe 43
    Allah seni affetsin; neden onlara izin verdin de beklemedin ki, doğru söyleyenler sana açık seçik belli olsun da yalancıları bilesin.

    Abese / 1
    Yüzünü ekşitti ve öteye döndü;
    Abese / 2
    Yanına kör adam geldi diye.
    Abese / 3
    Nereden bilirsin, belki de o arınıp temizlenecek.
    Abese / 4
    Belki de düşünüp taşınacak da öğüt kendisine yarayacak.
    Abese / 5
    O, kendisini her türlü ihtiyacın üstünde görene gelince,
    Abese / 6
    Ki sen ona yöneliyorsun;
    Abese / 7
    Sana ne onun arınmasından!
    Abese / 8
    O, koşarak sana gelen var ya;
    Abese / 9
    Odur içine ürperti düşen.
    Abese / 10
    Sen ona aldırmazlık ediyorsun.

    Tevbe suresinde görüldüğü gibi Cebrail,Hz Muhammed’e yaptığı işin yanlış olduğu için uyarıda bulunuyo Abese suresinde ise Allah, öğüt almak isteyen kör bir adamın yanına gelmesine aldırmazlık edip toplumda sözü geçen insanlara öğüt vermeye yeltenmesi üzerine peygamberi azarlıyor.
    Bu nasıl peygamber ki azarlandığını yazabiliyor!
    Peki Hz Muhammed daha önce kutsal kitaplarda yazılmış ve tahrif edilmiş ayetlerin doğrusunu nereden biliyor ve o olayları ve peygamberlerin hakkında bilgiler yazabiliyor.Hz Muhammed’in o devirde nasıl bir kütüphanesi varmış ki bu kadar çok bilgi sahibi olabiliyor.
    Yada önceden var olmuş ve yıkılmış toplumlardan bahsediyor ,hangi bilgiye dayanarak bunu yapıyor?
    Dünyanın yuvarlak olduğunu, dişi örümceğin en güvenilmez yaratık olduğunu nerden biliyordu?
    Yada günümüzde henüz konuşmaya başladığımız ışınlanma hadisesi Kuran’da nasıl oluyor da geçebiliyor? (ışınlanmanın geçtiği ayet neml suresi 38,39,40,41,42. ayetler)
    Yada evrenin genişlemekte olduğunu Hz Muhammed nereden biliyordu?
    (Zariyat 47 Göğe gelince, onu biz ellerimizle kurduk. Hiç kuşkusuz, biz, genişleticileriz. )
    Yada zaman kavramının göreli bir kavram olduğunu Hz Muhammed nasıl biliyordu?
    Secde / 5
    İş ve oluşu gökten yere doğru çekip çevirir; sonra o O'na yükselip çıkar: Bir günde ki, süresi, sizin saymakta olduğunuz günlerden bin yıla denktir.
    Yada iki denizin sularının birbirine karışmadığını nasıl bilebiliyordu?
    Neml / 61
    Yoksa yeri bir karargâh yapıp şurasına-burasına nehirler serpiştiren, üzerine dayanaklı dağlar konduran ve iki deniz arasına bir engel yerleştiren mi hayırlı? İlah mı var Allah'ın yanında!? Hayır! Ama onların çokları ilimden nasipsizliği sürdürüyorlar.
    Furkân / 53
    İki denizi birbiri üstüne salan O'dur. Bu, tatlı ve yürek ferahlatıcı; şu, tuzlu ve acı. Ve ikisinin arasında bir berzah, geçişi engelleyen bir perde koymuştur.

    Kuran’da o zamanın bilgisiyle bilinemeyecek olan bilimle ilgi ayetlerden bazılaılarından örnekler yazayım.
    Yâsîn / 80
    O size, o yeşil ağaçtan bir ateş oluşturdu da siz ondan tutuşturup duruyorsunuz. (petrol ve komur)
    Yûnus / 5
    Güneş'i ısı ve ışık kaynağı; Ay'ı, hesabı ve yılların sayısını bilesiniz diye bir nur yapıp ona evreler takdir eden O'dur. Allah bütün bunları rastgele değil, şaşmaz ölçülere bağlı olarak yaratmıştır. Bilgiyle donanmış bir topluluk için ayetleri ayrıntılı kılıyor
    Ra’d / 4
    Yeryüzünde birbirine sırt vermiş komşu kıtalar, üzümlerden bahçeler, ekinler, çatallı ve çatalsız hurmalıklar vardır ki, bir tek suyla sulanırlar. Biz bunların, yemişlerde bir kısmını diğer bir kısmına üstün kıldık. Bütün bunlarda aklını çalıştıran bir topluluk için elbette ki ibretler vardır.
    En’âm / 97
    Karanın ve denizin karanlıklarında, kendileriyle yol bulmanız için yıldızları hizmetinize veren O'dur! Bilgiden nasipli bir topluluk için ayetleri gerçekten ayrıntılı kılmışızdır.

    Hac / 61
    İşte böyle. Allah geceyi gündüzün içine sokar, gündüzü de gecenin içine sokar. Allah Semî'dir,

    A’râf / 57
    Rüzgârları, rahmetinin önünden müjdeci gönderen O'dur. Nihayet onlar, yüklerle ağırlaşmış bulutları yüklenince onu ölü bir beldeye göndeririz; onunla su indiririz de o suyla her türlü meyveyi çıkarırız. İşte biz, ölüleri de böyle çıkarırız. Düşünüp ibret almanız umuluyor.

    Enbiyâ / 31
    Yerküreye, onları çalkalamasın diye bir takım dağlar diktik. Ve orada geniş geniş yollar açtık ki, doğru gidebilsinler.
    Enbiyâ / 32
    Göğü, korunmuş bir tavan yaptık. Ama onlar göğün ayetlerinden hâlâ yüz çeviriyorlar.
    Enbiyâ / 33
    O odur ki, geceyi, gündüzü, Güneş'i ve Ay'ı yarattı. Her biri bir yörüngede yüzmektedir.

    Bilimle ilgili daha o kadar çok ayet var ki onları burada yazamadım ama sadece bunlar bile Kuran’ın Hz Muhammed tarafından yazılamayacağının delilidir.İlim ve kitabın işbirliği ile ilgili bazı ayetler ise şöyledir:

    Ankebût / 43
    Bunlar bizim, insanlara vermekte olduğumuz örneklerdir ki ilim sahiplerinden başkası onlara akıl erdiremez.
    A’râf / 52
    Yemin olsun ki, biz onlara, ilme uygun biçimde, ayrıntılı kıldığımız bir Kitap getirdik. İnanan bir topluluk için bir kılavuz, bir rahmettir o.
    Sebe’ / 6
    Kendilerine ilim verilenler, Rabbinden sana indirilenin, hakkın ta kendisi olduğunu, Hamîd ve Azîz olan Allah'ın yoluna kılavuzladığını görürler.
    Muhammed / 24
    Peki bunlar, Kur'an'ın anlamını inceden inceye düşünmüyorlar mı? Yoksa kalpler üzerinde o kalplerin kilitleri mi var?

    Hac / 52
    Biz senden önce hiçbir resul ve nebi göndermedik ki, o bir şey tasarladığında/okuduğunda, şeytan onun düşünce ve dileği içine bir şey atmış olmasın. Ama Allah, şeytanın attığını siler, sonra kendi ayetlerini muhkemleştirir. Allah Alîm'dir, Hakîm'dir.
    Hac / 53
    Bu, Allah'ın; şeytanın attığını, kalplerinde hastalık olanlara, gönülleri katılaşanlara bir fitne yapması içindir. Zalimler, geri dönülmez bir ayrılık ve kopuş içindedirler.
    Hac / 54
    Kendilerine ilim verilenler onun, senin Rabbinden bir hak olduğunu bilsinler, ona inansınlar da kalpleri ona saygı duysun diye böyle yapılmıştır. Şu bir gerçek ki Allah Hâdî'dir, iman edenleri dosdoğru yola mutlaka ulaştıracaktır.
    Hac / 55
    İnkâr edenler ise kıyamet ansızın başlarına patlayıncaya kadar, yahut kısır bir günün azabı kendilerine gelip çatıncaya kadar, o Kur'an'dan yana kuşku içinde olmaya devam edecekler.

    Deistlerin üzerinde durduğu başka bir soru ise ‘Allah eğer zalim değilse neden çocukların ve masumların ölmesine müsaade ediyor?’ sorusudur.

    Evet bu soru geçekten çok masumanedir çünkü hiçbir insan inançlı olsun yada olmasın bir çoçuğun yada masum birinin ölmesini istemez.
    Peki o zaman beyin jimlastiği yapalım ve deistlere soralım.
    Çocuklar ölmeyecekse kaç yaşına kadar ölmeyeceklerdir? Bu yaş 15 mi 20 midir? O yaştan sonra ölebilirler mi?
    Yada hayatı iyilikler yapmakla geçmiş 100 yaşına merdiven dayamış masum birisi ölmemeli midir? İnsanlar neye göre ölecek neye göre ölmeyeceklerdir?Fiziksel özellikleri gerilemiş ihtiyar bir insan tabiî ki ölmeyi isteyecektir aksi taktirde ‘Forest Gump filminde ki gibi bütün sevdiklerinin (masum olmayanlarının) ölümlerini görerek acılı bir yaşam içinde olacaktır.
    Bu soruları sorarak anlıyoruz ki deistlerin istediği tanrı modelinde (yada Müslümanların tanrısı eger gerçekse) masumlar ve çocuklar ölmeyecek belli bir yaştan sonra yaşlanmayacaklar ve ölmeyeceklerdir.Aslında bu istenilen her şey vardır ama bu dünyada değil öteki dünyada olacaktır.İnsanların hepsi aynı yaşta olacaklar ,yaşlanmayacaklar ve kimsenin ölmediği barış içinde bir ortamda yaşayacaklar.
    Peki çocukların ölmediği bir dünya sizce nasıl olurdu? Eğer çocuklar ölmeseydi tüm büyüklerin onlara mahkum olduğu cehaletler içinde bir toplum olurduk.Çünkü ister çocuk olsun ister büyük ölmeyeceğini bilen bir zümre ölümlü olanların üzerinde muhakkak zorba hükümranlıklarını kuracaklardır.Eğer dünya böyle yaratılmış olsaydı bu seferde bu nasıl bir tanrı ki bazılarını ayrıcalıklı yaratmış denilecekti.Mantıklı olan şey ise ya tüm insanların ölümlü yada tüm insanların ölümsüz olmasıdır. Tüm insanların ölümlü olduğu yer burası yani sınandığımız yer, tüm insanların ölümsüz olacağı yer ise ahrettir bu da çok mantıklıdır.
    Çocukların ölmesine anlam veremeyenler onları çok seven aileleridir.Bunun neden olduğunu anlayamazlar ve sabır gösteremezler.Bu da çok normal bir tepkidir çünkü insanlar genellikle bir defa doğup bir defa öldüklerine inanırlar.Çocukları ölen bir aile neden bu ceza olarak adlandırdıkları şeye çarptırıldıklarına anlam veremezler ve tanrıya inansalar dahi onu red yolunu seçerler.Burdaki düşünce şekilleri tanrının olup olmaması değildir.Çoğu evet tanrı vardır ama bana bunu yaptıktan sonra zalimdir ve benle artık işi bitmiştir ve de onunla tüm bağlarımı koparıyorum diye tanrıya küserek yada ondan nefret ederek yaşamlarını sürdürürler.Fakat bu insanların çoğunun aklına tanrıyı reddetmek kendi evlatları ölünce akıllarına gelir ,başkasının çocuğu öldüğünde ise herhangi ibr problem yoktur yada en azından hala inanılabilinir bir varlıktır tanrı.Ayrıca bunun bir diğer sebebi ise Allah’a imanlarının tam olmamasından (eksikliğinden) kaynaklanır.Çünkü ölüm güzeldir eğer tanrıya inanıyorlarsa.Dinler tanrıya ulaşmak için varsa ölümden güzel ne olabilir.Ama burada önemli olan şey insanların kuşku içinde olmalarıdır.Ya ölürsem ve ölümden sonra uyanmazsam ve dolayısıyla da bir tanrı yoksa diye düşünür insanlar içten içe.

    Bu soruların ve daha bir çok soruların cevabı reenkarnasyonda saklıdır!
    İnsanlara her insanın aynı tecrübeleri yaşayacaklarının anlatılması gerekiyor.Burası deneme dünyasıdır.İnsanlar çeşitli hayatlar yaşayacak kimi hayatında zengin,kiminde fakir,kiminde güzel yada yakışıklı kiminde çirkin kiminde modern çağda,kiminde demokrasiyle yönetilen bir ülkede kiminde monarşiyle yönetilen bir ülkede yaşayacaktır.Görevlerini tamamlayanlar ise bir daha bu dünyaya gelmeyeceklerdir.Görevleri kim daha erken bitirirse o bu dünyadan ayrılacak yaptığı yanlışta ısrar edenler ise bu dünyada kalmaya mahkum olacaktır.Kötülükte de sınırları aşanlar bir daha dünyaya gelmeyecekler.
    Şimdide ‘bu kadarı da fazla artık atmaya başladın’ dediğinizi duyar gibi oluyorum. Ama daha öncede yaptığım gibi ben değil ayetler konuşacak yine ben sade onlardan çıkardığım manaları söyleyeceğim.Kuran okumaya başlamadan önce bende aynen bu şekilde düşünüyordum.reenkarnasyonla ilgilenenler genellikle televizyonlarda gördüğümüz kendilerine astrolog yada araştırmacı yazarlar denilen kişiler tarafından anlatılan ve hiçbir delile dayanmayan şeylerdi gözümde.Daha sonra düşününce Kuran’da yazsın yada yazmasın bu nasıl adalet ki insanların hepsi farklı farklı diye sormaya başladım kendi kendime.Aynı derecede iyi 2 insan farzedelim.Bunlardan biri çok zengin biri çok fakir olsun. Aynı derecede iyilik yapmalarına rağmen zengin olan hayatında para konusunda hiçbir sıkıntı yaşamamışken.Fakir olan kirası ödemek için kara kara düşünmüş, çocuğuna yeterli derece de yiyecek ,giyecek yada ders aldırma imkanı bulamamış, belki bu yüzden eşiyle sorunlar yaşamış, hayatında hiçbir isteği olmamış, zenginin aksine hiç yurtdışına çıkamamış, tatili neredeyse hiç yapmamış,kültürü ona göre geri kalmış,sanat faaliyetlerine katılamamış vs olsun.Zengin ise parasıyla devamlı iyilikler ve hayır işleriyle uğraşıyor olsun.Şimdi bunlar aynı derecede iyilik yaptılar diye onların ikisi de cennete gireceklerse fakir olanın suçu neydi.onca acıları neden yaşası bu hayatta. Bu haksızlık değil mi?Tercih imkanı olsa insanların zengin mi yoksa fakir mi doğmak isterler?
    Yada Afrika da çocukken kaçırılıp çocuk savaşçı bir katil olarak yetiştirilen bir çocuğun güzel bir ailede yetişen çocuktan farkı ne?Bu çocuğun günahı ne ? Henüz kendini bile anlayamayacağı çağda kaçırılıp duygusuz bir katil olmasında kendisinin ne kadar payı var?
    Yada kimi insanlar kör doğuyor, kimi sakat,kimi ise çaresi bile olmayan hastalıklarla doğuyor.İnsanların kimisi uzun ömürlü kimisi ise kısa ömürlü oluyor.Örnekler çoğaltılabilinir.Eğer insanların hepsi bu aşamalardan geçmiyorsa o zamanda Tanrının olmasına gerek yoktur. Çünkü ortada büyük bir adaletsizlik var.Tanrı eğer insanları deneyecekse aynı şeylerle dener ve bazılarına torpil yapmaz!
    Böyle bir gerçeklik (adaletsizlik) varsa bunun Allah’ın kitabında olması gerekir.Peki öyleyse bu reenkarnasyon konusu Kuran’da var mı?İlahiyatçı olan Y.Nuri Öztürk bunun olabileceğini ve Kuran’da buna engel olmadığını söylüyor ve Süleymen Ateş Hoca’nın da bu konuları araştırdığını söylüyor. Fakat diğerlerinde ben hiçbir ilahiyatçının Kuran’da bunlarla ilgili ayetler var dediğini duymadım.Bırakın duymayı, bunu söyleyenleri dinden çıkmakla tehdit edecekleri gün gibi aşikar.Fakat Yaşar Nuri’nin dediği gibi eh işte olabilir manasında değil bu konuda benim saptadığım onlarca sayfa ayet var.Aslında saptadığım kelimesi de yanlış çünkü saklıymış ta ben ortaya çıkarmışım gibi!Kuran’ı okuyan herkes bu ayetleri rahatça görebileceklerdir.Aslında bir bakıma saklı olduğu değilde saklandığı konusuna doğru diyebiliriz.Çünkü en modern ilahiyatçılardan sayabileceğimiz isimler bile bunun Kuran’da olmadığını söylüyorlar öyleyse ayetlere bakalım.Yeniden yaratılış var mıymış yoksa yok muymuş!

    Nahl / 70
    Allah sizi yarattı, sonra sizi vefat ettirecek. İçinizden bazıları, ömrün en basit ve düşük noktasına geri çevirilir ki, bir ilimden sonra hiçbir şey bilmez olsun. Allah Alîm'dir, Kadîr'dir.///////

    Diğer meallere bakıldığında anlamsızlık göze çarpıyor. Sanki meal değilde tefsir edercesine ayet açıklanmış. Ömrün en basit ve düşük noktası olarak bebeklik değilde yaşlılık çağı alınmış.İnsanın yaşlandıkça çocuklaşacağı ve bildiği şeyleri unutacağı ifade edilmiş.Ama ayet insanın yaşlanırken ne olacağını değil öldükten sonra ne olacağını anlatıyor. Ne diyor ayette Allah sizi vefat ettirecek ondan sonrada içinizden bazıları ömrün en basit noktasına geri gönderilecek.Ve dolayısıyla yeniden yaratıldığında hiçbir şey bilmez olacak.
    Ayrıca Hac 5. Ayette de insanın bu dünyada yeniden yaratılacağı yanında birde evrim konusunu da işliyor.Evrim konusu ile ilgili Nuh 14. Ayette ("O ki, sizi halden hale/evreden evreye geçirerek yarattı.") gibi açık
    ayetler var ama konumuz şu anda reenkarnasyon olduğu için şimdilik bu ayetlere bakalım!


    Hac / 5
    Ey insanlar! Ölümden sonra dirilme konusunda kuşku içinde olabilirsiniz. Ama şu bir gerçek ki, biz sizi bir topraktan, sonra bir spermden, sonra bir embriyodan/döllenmiş bir karışımdan, sonra ne olduğu kısmen belirli, kısmen belirsiz bir et parçasından yarattık ki, size açık-seçik beyanda bulunalım. Ve sizi rahimlerde, belirlenen bir süreye kadar dilediğimiz şekilde bekletiyoruz. Sonra sizi bir çocuk olarak çıkarıyoruz. Daha sonra da tam kuvvetinize ulaşmanızı sağlıyoruz. Bununla birlikte içinizden bir kısmı öldürülüyor, yine içinizden bir kısmı ilimden sonra bir şey bilmesin diye ömrün en basit ve düşük noktasına geri gönderiliyor. Yeryüzünü de sönmüş kül halinde görürsün. Nihayet onun üzerine suyu indirdiğimizde titrer, kabarır ve her güzel/bereketli çiftten bir şeyler bitirir.///////
    Hac / 6
    Bu böyledir, çünkü Allah hakkın ta kendisidir. O, ölüleri diriltiyor ve O, her şey üzerinde kudretiyle egemendir.
    Hac / 7
    Ve saat mutlaka gelecektir. Kuşku yok onda. Ve Allah kabirlerdeki şuurlu varlıkları diriltecektir.

    Rûm / 11
    Allah yaratışa başlar, sonra onu varlık alanından çekip tekrar yaratır. En sonunda O'na döndürülürsünüz.

    Mü’min / 11
    Dediler: "Rabbimiz! Bizi iki kez öldürdün, iki kez dirilttin. Artık günahlarımızı itiraf ettik. Buradan çıkmak için bir yol daha var mı?"

    Mü’min / 67
    O O'dur ki; sizi önce topraktan, sonra bir spermden, sonra bir embriyodan yarattı. Sonra sizi bebek olarak annelerinizin karnından çıkarıyor, sonra güçlü çağınıza ulaşasınız ve nihayet ihtiyarlar olasınız diye sizi yaşatıyor. İçinizden bir kısmı daha önce vefat ettiriliyor. Tüm bunlar, belirlenen bir süreye ulaşasınız ve aklınızı işletesiniz diyedir.
    Vâkı’a / 61
    Yerinize diğer benzerlerinizi getireceğiz ve sizi bilemeyeceğiniz bir şekilde yeniden oluşturacağız.

    Fâtır / 11
    Allah sizi bir topraktan, sonra bir spermden yarattı; sonra sizi çiftler haline getirdi. O'nun ilmi dışında, bir dişi ne hamile olur ne de doğurur. Yaşayan bir varlığa daha çok ömür verilmesi de onun ömründen biraz azaltılması da mutlaka bir kitapta yazılıdır. Bu, Allah için gerçekten çok kolaydır.

    Yâsîn / 68
    Kimi uzun ömürlü kılarsak, onu yaratılışta gerisin geri çeviririz. Hâlâ akıllarını işletmiyorlar mı?
    Zümer / 42
    Allah, canları, ölümleri sırasında alır, ölmeyenleri de uykuları sırasında. Sonra, haklarında ölüm hükmü verdiklerini alıkoyar; ötekileri, belirlenen bir süreye kadar salıverir. Bunda, iyice düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.

    Mü’min / 11
    Dediler: "Rabbimiz! Bizi iki kez öldürdün, iki kez dirilttin. Artık günahlarımızı itiraf ettik. Buradan çıkmak için bir yol daha var mı?"
    Mü’min / 12
    Bu halinizin sebebi şu: Allah'a, yalnız O'na çağrıldığınızda inkâr etmiştiniz. O'na ortak koşulduğunda ise iman ediyordunuz. Artık hüküm o en yüce, o en büyük olan Allah'ın...
    Başkalarının başına gelen olaylarda bizim başımıza gelecek ve Allah aramızdan sabredenleri ve gayret gösterenleri seçecektir.Bununla ilgili ayetler.
    Muhammed / 31
    Yemin olsun, içinizden gayret gösterip didinenlerle sabredenleri bilinceye kadar, sizi belalarla imtihan edeceğiz. Haberlerinizi de eleyip tarayacağız.
    Bakara / 214
    Yoksa siz, sizden önce gelip geçmiş olanların karşılaştıklarının benzeri başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Onlara şiddetler, belalar ve zorluklar gelip çattı; sarsıldılar. Öyle ki, resul ve onunla birlikte inananlar, "Allah'ın yardımı ne zaman?" diye yakarıyordu. Haberiniz olsun ki, Allah'ın yardımı çok yakındır.
    Âl-i İmrân / 142
    Yoksa siz, Allah içinizden uğraşıp didinenleri seçmeden, sabredenleri seçmeden cennete gireceğinizi mi sandınız?
    Yûnus / 34
    De ki: "Ortak tuttuklarınız içinde, yaratışa başlayan, sonra, yarattığını çevirip bir daha yaratan kim var?" De ki: "Allah! Yaratışı başlatır, sonra onu çevirip yeniden yaratır. O halde nasıl oluyor da başka bir yöne döndürülüyorsunuz?"
    Tevbe / 16
    Allah; içinizden cihat edenleri, Allah'tan, resulünden ve müminlerden başkasını kendisine sırdaş edinmeyenleri belirlemedikçe bırakılacağınızı mı sandınız? Allah, yapmakta olduklarınızdan haberdardır.

    Neml / 64
    Yoksa yaratmaya başlayıp sonra tekrar tekrar yaratan ve sizi gözeten ve yerden rızıklandıran mı hayırlı? Allah'ın yanında bir ilah mı var? De ki: "Getirin susturucu kanıtınızı, eğer doğru sözlüler iseniz."
    Neml / 65
    De ki: "Göklerde ve yerde, Allah'tan başka hiç kimse gaybı bilmez. Ne zaman dirileceklerini de bilmezler."




    Hz Muhammed’in de insanlara daha önce içinizde bir ömür kalmıştım demesi ilginç değil mi?
    Yûnus / 16
    De ki: "Allah dileseydi, onu size okumazdım, onu size bildirmezdi de. Ondan önce içinizde bir ömür kalmıştım. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?"


    İnsanlara kendilerini toparlayıp, kötülüklerden arınması için süre verilen ayetlerden bazıları ise şunlar:

    İbrahim / 10
    Resulleri dediler ki: "Gökleri ve yeri yaratan Allah hakkında mı kuşku? O sizi, günahlarınızı affetsin, belirli bir süreye kadar size zaman tanısın diye çağırıyor." Şöyle cevap verdiler: "Siz de bizim gibi birer insandan başka şey değilsiniz. Atalarımızın kulluk ettiklerinden bizi yüz geri çevirmek istiyorsunuz. Hadi açık bir kanıt getirin bize!"
    Meryem / 75
    De ki: "Her kim sapıklıkta ise Rahman ona iyice süre versin. Nihayet, kendilerine vaat edileni, azabı veya kıyametin kopuşunu gördüklerinde mekânca daha kötü, taraflarca daha zayıf olanın kim olduğunu bilecekler."


    Münâfikûn / 10
    Sizden birine ölüm gelip de, "Ey Rabbim, yakın bir süreye kadar beni geciktirseydin de içtenliğimi belgelemek için birşeyler vererek iyilik ve barış sevenler olsaydım!" demesinden önce, size rızık olarak verdiklerimizden dağıtın.

    Münâfikûn / 11
    Allah, süresi gelmiş olan bir canı geriye asla bırakmaz! Ve Allah, yapıp etmekte olduklarınızı çok iyi haber almaktadır.


    Daha onlarca ayet yazılabilir ama şimdiden yazdıklarımın toplamı 15 sayfayı buldu.Son olarak Vakıa Suresinde görmekteyiz ki Cennete girecek olanların çoğunluğu öncekilerden olacak çünkü görevi tamamlayanlar geri gelmeyecek ve dünyada kalanlar sınavlarını bitirmemiş olanlar olacak. Bu arada Allah’ın zalim insanlara bile ne kadar süre verdiğini görüyoruz kendilerini toparlayıp doğru yolu bulmaları için fakat ne yazık ki bu bile insanın umurlarında olmuyor ve Hala Allah’ı zalim olmakla suçlayabiliyorlar.


    Vâkı’a / 11
    İşte onlardır yaklaştırılanlar.
    Vâkı’a / 12
    Nimetlerle dolu bahçelerdedirler.
    Vâkı’a / 13
    Büyük kısmı öncekilerden,
    Vâkı’a / 14
    Az bir kısmı da sonrakilerden.


    En son olarak söylemek istediğim şey ise aslında en önemli şey.İnsanlardan hiç birisi madem yeniden yaratılacağız o zaman intihar etmemde bir sakınca yok diye düşünmesinler.İntihar kesin olarak büyük günahlar arasında sayılmıştır.Allah, saygın ve aziz kıldığı canın intihar yoluyla alınmasına karşı çıkmıştır.Ve her kim ki imanından sonra dönerse onu cezalandıracağını buyurmuştur.Yani intihar etmenin yasak olduğunu bu dünya da ne kadar zorda olsun görevlerinin olduğunu bile bile intihar ederse bundan kendisi sorumlu olacaktır.Bu uyarıyı belirtmek benim için özellikle önemli çünkü reenkarnasyonla ilgili bu yazının bir kısmını okuyup son kısmı okunmazsa insanlar yanlış anlayablirler ve intiharlarına mazeret olarak bizi gösterebilirler.Duyarlı olmak ,ince düşünmek her zaman iyidir.Bu yasıyı yazarken amacımız insanların intihar etmesi değil bu ayetleri okuyarak başına gelenlere sabır göstermelerini sağlayarak imtihanlarını bitirmelerine yardımcı olmaktır.O yüzden sizden ricam bu yazıyı yayınlarsanız yukarısına bir not düşerek bunu belirmenizdir.
















































































    sokrates
    Yeni Üye
    Yeni Üye

    Erkek Mesaj Sayısı : 3
    Yaş : 33
    Katkı Puanı : 9
    Reputation : 0
    Kayıt tarihi : 01/10/15

    Geri: Deistler müslümandır Ama farkında değillerdir

    Mesaj tarafından sokrates Bir Paz Ekim 04, 2015 5:56 pm

    arkadaşım son derece, güzel bir üslupla yazmışsın. ama bu önermeni destekleyememişsin. çok uzun ve karıştırmışsın konuları.

    deistlerin aslında müslüman olduğunu iddia etmen, kuran'ı aslında yanlış anlıyorsunuz olayını geçiyorum, onlar klasik şeyler zaten. ama  bir deist ile müslümanın daha doğrusu insan olmanın ortak güzel özellikleri , tanrıya ulaşmaya çalışmalarından yola çıkarak bakın aslında siz müslümansınız deyip aşağıda bir deist ile bir müslümanı ayıran temel özellikleri eleştirmen hata. bu önerme için hata. normalde eleştirip inanmayabilirsin. deizm sadece allah ulaşmaya çalışmak değil ki. zaten bir insan tanrı müdahelesi, adalet-tanrı-kötülük konsundaki konulardan dolayı müslümandan farklı düşünür, bu yüzden deisttir. dünyada insanoğlunu yarattığı kavramlarla tanrıyı tanımladığı için müdaheleci, insan benzeri bir tanrıya karşıdır. sen kalkıp siz aslında müslümansınız diyorsun.
    ben sınav yapan, sınav yappmak için böyle bir düzen kuran bir tanrıya inanmıyorum. kısasa kısas gibi saçma bir sistemi tanrı'nın adalet sistemi olarak kabul etmiyorum, yakıştıramıyorum. kötülük kavramında oldukça dar görüşlü, ve taraflı bakışınıza çok fazla değinmiyorum. bir sürü paradigma olan iyilik kötülük kavramından tanrıyı adaletli, affedici, cezalandırıcı,i intikamcı bir konuma sokmayı kabul etmiyorum. tanrının insanı yönlendirmek için din göndermesini kabul etmiyorum. bu kadar komplex olan yaşamı çözmenin imkansızlığına inanıyorum. yani tanrı bizi neden yarattıyı biz insan aklımızla çözemeyiz tıpkı tanrı'nın nasıl oluştuğunu ya da nasıl hep var olduğunu anlayamamız gibi. tanrı insanı kendi ile ilgili bize aktaramaz. insanoğlunun çaresizlikten ürettiği kavramlar olan kısasa kısas, kötüye kötülükle karşılık gibi aciz sistemin tanrının sistemi olması, tanrıyı küçümsemek, insan aklıyla sınırlamaktır. bu dünyaya daha iyisine gitmek için gelmemiz gibi bir fikri saçma buluyorum, inanmıyorum. deist miyim müslüman mıyım ben şimdi.
    her şeyi yaratan, tasarlayan, programlayan bir tanrı fikrine inanıyorum. daha fazla tanrıyla ilgili bir şey bilmiyorum ve akılla, bilimle, doğa ile de bilinemeyeceğini düşünüyorum.

    değilist
    Yeni Üye
    Yeni Üye

    Erkek Mesaj Sayısı : 5
    Yaş : 38
    Katkı Puanı : 15
    Reputation : 0
    Kayıt tarihi : 10/04/15

    Geri: Deistler müslümandır Ama farkında değillerdir

    Mesaj tarafından değilist Bir Salı Eyl. 06, 2016 7:36 pm

    Selam arkadaşım!
    İlk önce kısas konusuna çokça değindiğin için ondan başlayayım.Allah, kötülük yapanlara doğruları bulabilmesi için defalarca şans tanır. Allah her zaman yaptığı kötülüklerin farkına varıp hallerini düzeltenlerini affedeceğini söylüyor.Allah merhametlidir.Sen diyorsun ya karşılık vermeyen yani kısas uygulayan bir tanrıya inanmam diye.Ben de diyorum ki insanların bu dünyada yaptığı zalimlikleri, eğerki tanrı onun yanına bırakıyorsa ben de öyle bir tanrıya inanmıyorum.Allah'ın kısasısında pozitif bir ayrımcılık vardır.Yapılan bir kötülüğün cezası aynı türden bir kötülük, iyiliğin mükafatı ise artırılarak verilir.
    Deizm, Tanrıya ulaşmaya çalışmaktır demedim ben!Eğer kim deist ise ve bununla beraber tanrıya ulaşmak için çabalarsa o vakit onlar da kurtulacaklardır diyorum.Sizin görüşünüze göre bir deist , müslümanlardan farklı düşünür.Bundan daha doğal ne var? Kendine her müslümanım diyen de kendi arasında farklı düşünür. Belki de deistlerin çoğu kendine müslümanım diyenlerden daha doğru düşünüyor da olabilir. Bunun nedeni deistler kendi özgür iradeleriyle doğruyu ararlar, kendine müslümanım diyenlerin çoğu ise; bir hocanın , geleneğin,atalarının, uydurulmuş hadislerin vs etkisinde kalırlar ve doğruyu aramak gibide bir dertleri yoktur. Ben tanrıya ulaşmaya çalışmak derken bunu kastediyorum.Her deist bunu yapar demiyorum.Ama eğer yaparsa yani gerçeklerin peşinde koşarsa aklı ve duyguları onu zaten tanrıya ulaştıracaktır.
    Ayrıca kendine müslümanım diyenlerden dini anlamaya çalışmak yanlıştır.(çoğundan) Ben müslümanlardan farklı düşünüyorum diyorsun ya , hele ben onlarla çoğu zaman hiç aynı fikirde değilim.Çünkü günümüzdeki din anlayışı ve anlatılan şeylerle Allah'ın dininin neredeyse hiç bir alakası yok.Kuran'da anlatılan din bambaşka uygulanan şey ise bambaşka neredeyse geleneğe din deniyor hale gelinmiş.O yüzden ben müslümanlardan farklıyım deme kendine müslümanım diyenlerden farklıyım diyebilirsin.
    Ben sınav yapmak için bir düzen kuran tanrıya da inanmam diyorsun.Buna da cevap vereceğim ama aklıma gelmişken söyliyeyim; tanrı hakkında bu kadar düşünüp, tanrının nasıl bir varlık olması gerektiğini anlamaya çalışman (sen ve senin gibi düşünenler diyeyim) çok hoşuma gitti.İşte bu tanrıya ulaşma çabasıdır. Yoksa şekli ibadet yapmak değildir Allah'a ulaşma çabası.Bir gün öleceğiz ve tanrıyla buluşacağız.Bu buluşma nasıl olmalı? Hayır ve barış için işler sergileyerek mi tanrıyla buluşmalı yoksa tam tersi mi olmalı?Allah bizden çok bir şey istemiyor bir tanrıya inanın ve hayır ve barış için işler sergileyin diyor.İşte bunun adı DİN!!!! Allah katında tek bir din vardır o da İslamdır. Bunun anlamı Allah'ın önce de gönderdiği dinlerin adı da İslamdır.(Biz onları kategorik olarak hristiyan,musevi, ehl-i kitap vs desek te) Hz İbrahim de Hz İsa da 'bana müslümanlardan olmam emredildi' der.
    Sınav konusuna gelirsek konuya şurdan başlayayım;
    Hayat güven üzerine inşa edilmiştir.İnsan cennete konulduğunda kendisine saygı duyulacak kadar
    bilgili bir varlıktı ama onda eksik olan şey güvenilir bir varlık olup olmadığıydı.Ondan tek istenen şey cennette istediğini yapması ama yasak olan bir şeyi yapmamasıydı.Şeytan ise ona 'eğer bu yasaklandığın şeyi yaparsan 'ölümsüzlerden olursun ' dedi. Yani bu söz , Allah seni kandırıyor bunu yap ve sonucunda Allah bile artık sana dokunamaz ' anlamına geliyordu. Eğer biz aşırı bir iyilik yaptığımız birinden böyle bir tepki alsaydık ne yapardık? O kişiyle 'özür dilese bile' herhalde bir ömür boyu konuşmazdık ve gözümüzde hep güvenilmez biri olarak kalırdı.
    Bu durumda Allah nasıl bir yol izlemiştir?
    Bu büyük nankörlük karşısında insana bunu neden yaptığını sormuş ve hatasını anladığını görünce , kısaca insana, bu cennete tekrar girebilmen için dünyaya git ve güvenilir biri olarak geri gel demiştir.
    Allah aslında Şeytana da şans tanımıştır konun başında kötülere şans tanıdığını anlattığım gibi. Allah , şeytanada ' madem davanda haklısın ve insanın sana tekrar nankörlük yapacağını söylüyor ve kendinin insandan daha hayırlı olduğunu söylüyor ve bunu ispat etmek için benden izin istiyorsun o zaman sana da müsade veriyorum der. Sınav dediğimiz olayın aslı budur.
    Yazılacak çok şey var ama en son olarak 'tanrıyla ilgili daha fazla bir şey bilmiyorum ve akılla, bilimle, doğa ile de bilinemeyeceğini düşünüyorum' diyorsun ya biz tanrıyı biliyoruz demeyiz zaten ona inanıyoruz deriz çünkü aklımız bizi o yöne götürür.Kendine iyi bak, görüşmek üzere...

    dide
    Yeni Üye
    Yeni Üye

    Erkek Mesaj Sayısı : 20
    Yaş : 39
    Katkı Puanı : 55
    Reputation : 5
    Kayıt tarihi : 04/02/16

    Geri: Deistler müslümandır Ama farkında değillerdir

    Mesaj tarafından dide Bir C.tesi Eyl. 10, 2016 2:18 am

    okumak ve cevap vermek için çok uzun, yorucu ve karmaşık bir yazı. insan bir yere cevap vermek istiyor ama bir bakıyorsun başka yere gitmiş mevzu. ana hatlarıyla değerlendirecek olursam deizme tipik müslüman/teist bakışı açısı içeriyor yazı. ve bol bol siz aslında dini yanlış anlıyorsunuz kalıbı

    ayrıca pk filminde bir parça vardı, onu hatırladım bu yazıda- bir insan sürekli tanrıya ulaşmaktan bahsediyorsa oradan uzak durun- diye bir şeydi. biraz ona benzemişSmile

      Forum Saati Ptsi Ara. 10, 2018 7:03 am